Merhabayn blogspot ahalisi.
Okul açılınca ben yine burayı boşlamaya başladım gibi görünüyor. Yazacak bir şeyim de yok diye düşünüyorum sürekli. Sonra dedim çok önemli bir şey olmasına gerek yok, yaz gitsin günlük niyetine.
O zaman başlıyorum. Bugün proje teslimi olduğu için dün gece okulda kalmaya karar vermiştik. Yani pazartesi öğlen okula gidip projeye başlayacak, gece de orada proje, maket yapacak, sabah da teslim edecektik. Ama bu iş o kadar kolay olmuyor, yani okulda kalma işi. Bir ton izin mizin alıyorsun. Dekana, bölüm başkanına, sekreterliğe ayrı ayrı imza attırıyorsun falan.
Dün sorun çıktı ve biz okulda sabahlamak için izin alamadık. İzin almayınca da en geç 12 gibi güvenlik gelip seni okuldan kovuyor. Bildiğin kışkışlanıyorsun yani.
Dün de öyle oldu. Gerçi o 12'yi ben tatlı sözlerimle -;)))- 1'e kadar uzatabildim ama ötesi olamadı. E Elif, ben, Miraç, Vahit ortada öyle kalınca da Vahit'lere gidelim orada yaparız dedik. Okula çok yakın oturuyor çünkü. Gece 1.5 gibi Vahit'lerdeydik, Elifcan bize makarna falan yaptı. Bir yandan müzik, bir yandan pafta, bir yandan maket, bir yandan muhabbet derken saat sabah 5 gibi işlerimi bitirebildim ama önemli olan dördümüzün de işlerinin tamamen bitmesiydi, o da malesef mümkün olmadı Vahit'in bilgisayar başında pineklemesi yüzünden. Sonra fotoğraf motoğraf çektik çünkü zerre işimiz yok bizim çok rahatız biz çünkü.
gök.
Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta, her şey naylondandı o kadar.
Salı, Mart 20
proce2 hatırası
Cuma, Şubat 17
Püskül
Kendisinin şu an kalçasında dikiş var. Ve boyunluk takıldı çünkü dikişlerini söküyor boyunluk olmadığında. O boyunlukla da hareketleri kısıtlandı haliyle. Ne kendini yalayıp temizleyebiliyor, ne kendini kaşıyabiliyor, ne tek başına yemek yiyebiliyor rahat rahat. Sürekli elimizle besliyoruz prensesi.
Benim de aşkım kabardı, şu an yanımda uyuyor da. Öyle işte. Seviyom bu salağı ya. Götünü yediğim.
Çarşamba, Şubat 15
Tövbee.
Bugün okula gidip öğrenci belgesi alacaktım, oradan da Karaköy'e gidip akbil başvuru yapacaktım.
-Akbilim kırıldı da. Halimi sadece çekenler anlar arkadaşlar, gerçekten evlat acısı gibi bir şey bu akbil kırılması-
Neyse işte gidecektim ama bir uyandım saat 13.06. E iptal ettim programı haliyle. Evde de Püskül'le tektik, yapacak hiçbir şey bulamadım. Canım sıkıldı ben de Facebook'u açtım oyunlara bakıyorum. CastleVille varmış onu açtım oynadım falan. Akşama doğru da kapadım. Sonra baktım profilimde şöyle bir şey paylaşmış:
Salı, Şubat 14
Gerçekler
Çarşamba, Şubat 8
"bu sabahların bir anlamı olmalı" mı olmamalı mı.
Kişisel blog yazmak da çok pamuk gibi, salatalık kokusu gibi değil mi. Böyle rahat, freş, pamık gibi yumşacık. Çönki aklına dünyanın en saçma, en mantıksız, en "kimsenin sikinde olmayan" şeyleri de gelse istediğin gibi yazabiliyorsun. Haaa, tabi izleyeciler seni bir kalıba sokup, beklentilerini yükseltmiyorsa. Gerçi öyle olsa bile, o da benim pek umrumda olmuyor çünkü bu blog herhangi bir kalıba hiç bir zaman girmedi. Kafama göre yazıyorum, çiziyorum, saçmalıyorum, fotoğraf paylaşıyorum falanlar filanlar. Bu yazıyı yazarken de kafamda herhangi bir konu oluşturmadığım için yine bir pamuk, efendime söyleyeyim bir salatalık kokusu kadar rahatım.
Bir de şey var, hunharca uyuyorum dostlarım. Yemin ederim hayatımın yarısı boşa geçiyor. 13-14 saat uyumak nedir? Hayır depresyona girmem de imkansız. Söz konusu insan benim yani. Depresyon benden bir arnavut ciğeri kadar uzak. Arnavut ciğerinden nefret ederim. E hal böyleyken de bu kadar uyumama makul bir neden bulamıyorum. Yorgun oluyorum desem, lan evde mal mal oturuyorum bütün gün. Temel ihtiyaçlarımı karşılamaktan başka yaptığım tek şey köpeğimi sevmek.
Haa bu arada, başlık ne alaka derseniz diye bir kaç minik açıklama yapacağım. Vega çıkıp "Bu sabahların bir anlamı olmalı" diyor ya. Bizim millet olarak sabahlara çok fazla anlam yüklediğimizi düşünmüyorum ben şahsen. Homur homur uykudan uyanınca sabahın köründe bir anlam arayan kaç insan var allaasen? Bizim bu sabahlardan beklentimiz daha düşük değil mi? Bence öyle. Düşük beklentiden kastımı da hepiniz biliyorsunuz.
"BEŞ DAKİKA DAHA UYUSAM!"
Demem o ki, bu sabahların bir anlamı olmalı mı olmamamlı mı orasını bilemem ama benim için herhangi bir anlamı olmasa da olur. 5 dakika daha verip çekilebilirsiniz.
Salı, Şubat 7
fotoblog olma yolunda emin adımlarla hebeley.
Cuma, Şubat 3
Çizim
Perşembe, Şubat 2
i am a hırsız lan baya bildiğin hırsız :(
Ağğ. Aklıma bir şey geldi cınımlar. Dönemin başında yaşadığım bir olay ama anlatmak için geç sayılmaz ;) Asdşlkf şımarmadan konuya girecem. Gireceğim. Yavaş yavaş ciddileştim hissettirmeden. Neyse.
Şimdi ben süpersonik unutkan bir insan olduğum için, dönemin başında da USİS şifremi unutmuştum ve ders seçimi için o şifrenin muhakkak ve muhakkak bende bulunması gerekiyordu. Bu sorunu ortadan kaldırmak için de okulun Bilgi İşlem Merkez'ine gittim. Şifre almak için bir odaya girdim. Orada çalışan gençce bir adam benden mail adresi falan aldı işte. Yeni şifrem mailime gönderilecekmiş. Orada böyle bir takım kendince komik olduğunu düşündüğü espri falan yaptı. "GÜLMEDİM PİÇ." edasıyla bakışlar atarak, önüme uzattığı kağıda bir adet imza kondurdum, bana verdiği dandik kırmızı tükenmez kalemle.
Sonra odadan çıktım, fakülteden çıktım, kampüsten çıktım ve baktım ki o dandik kırmızı kalem elimde. E unutmuşum yine, çok normal bir şey benim için. Sonra götürürüm diye de çok fazla büyütmedim olayı. Adamın da büyütmeyeceğini düşünerek tabi ki.
Sonra ne oldu? Eve geldim. Maillerime bakıyordum, bizim okulda çalışan adamdan bir adet mail var. Açtım. Mail şu:
Durun maillerime bakayım oradaysa direkt caps alırım alksjldj.
Heh buldum. Şudur:











.jpg)


.jpg)



.jpg)


.jpg)




















