Salı, Mart 20

proce2 hatırası

Merhabayn blogspot ahalisi.

Okul açılınca ben yine burayı boşlamaya başladım gibi görünüyor. Yazacak bir şeyim de yok diye düşünüyorum sürekli. Sonra dedim çok önemli bir şey olmasına gerek yok, yaz gitsin günlük niyetine.

O zaman başlıyorum. Bugün proje teslimi olduğu için dün gece okulda kalmaya karar vermiştik. Yani pazartesi öğlen okula gidip projeye başlayacak, gece de orada proje, maket yapacak, sabah da teslim edecektik. Ama bu iş o kadar kolay olmuyor, yani okulda kalma işi. Bir ton izin  mizin alıyorsun. Dekana, bölüm başkanına, sekreterliğe ayrı ayrı imza attırıyorsun falan.

Dün sorun çıktı ve biz okulda sabahlamak için izin alamadık. İzin almayınca da en geç 12 gibi güvenlik gelip seni okuldan kovuyor. Bildiğin kışkışlanıyorsun yani.

Dün de öyle oldu. Gerçi o 12'yi ben tatlı sözlerimle -;)))- 1'e kadar uzatabildim ama ötesi olamadı. E Elif, ben, Miraç, Vahit ortada öyle kalınca da Vahit'lere gidelim orada yaparız dedik. Okula çok yakın oturuyor çünkü. Gece 1.5 gibi Vahit'lerdeydik, Elifcan bize makarna falan yaptı. Bir yandan müzik, bir yandan pafta, bir yandan maket, bir yandan muhabbet derken saat sabah 5 gibi işlerimi bitirebildim ama önemli olan dördümüzün de işlerinin tamamen bitmesiydi, o da malesef mümkün olmadı Vahit'in bilgisayar başında pineklemesi yüzünden. Sonra fotoğraf motoğraf çektik çünkü zerre işimiz yok bizim çok rahatız biz çünkü.


Ben çog çalışkan olduğum için bitirmişim işte heemen ehöeehe ;)))

Miraç çok acı çekiyor arkadaşlar bu bölümde :(

Şu üzerinde battaniye olan tekli koltukta ben vardım ama fotoğraf çekildikten sonra benim çıkmadığımı farkettik, gerçekten çok korkunç. Elif'in maketine selamlar.

Sabah 6 sanırım. 0 uyku, 4 genç, bir proje :(( blabalaja. hedehödö. İyyakşanlar.

Cuma, Şubat 17

Püskül

Ama benim köpeğim de çok tatlı lan. Çok tatlı lan. Hele şu son fotoğraftaki patisi yok mu! Istırırım ya.

Kendisinin şu an kalçasında dikiş var. Ve boyunluk takıldı çünkü dikişlerini söküyor boyunluk olmadığında. O boyunlukla da hareketleri kısıtlandı haliyle. Ne kendini yalayıp temizleyebiliyor, ne kendini kaşıyabiliyor, ne tek başına yemek yiyebiliyor rahat rahat. Sürekli elimizle besliyoruz prensesi.

Benim de aşkım kabardı, şu an yanımda uyuyor da. Öyle işte. Seviyom bu salağı ya. Götünü yediğim.

Çarşamba, Şubat 15

Tövbee.

Bugün okula gidip öğrenci belgesi alacaktım, oradan da Karaköy'e gidip akbil başvuru yapacaktım.
-Akbilim kırıldı da. Halimi sadece çekenler anlar arkadaşlar, gerçekten evlat acısı gibi bir şey bu akbil kırılması-

Neyse işte gidecektim ama bir uyandım saat 13.06. E iptal ettim programı haliyle. Evde de Püskül'le tektik, yapacak hiçbir şey bulamadım. Canım sıkıldı ben de Facebook'u açtım oyunlara bakıyorum. CastleVille varmış onu açtım oynadım falan. Akşama doğru da kapadım. Sonra baktım profilimde şöyle bir şey paylaşmış:


:(((
TÖVBE BİSMİLLAH.

Sence Gökçe adlı oyuncuyu bu kadar yoran nedir?"

Yok ebesinin gözü yani lan bu nasıl bir soru aljslkjd.

Bir de alay konusu olmuşum. 
Buna neden olan feysbıkı kınıyorum. Son derece incitici ve küçük düşürücü. 
Densiz ya :((


Salı, Şubat 14

*


Adeta bir DİSKO TOPUyum.

Gerçekler


Şu "Offffh çok içiyoruuum, hep kafam bi milyon yhaa :S:S:S" diyip kendini havalı sanan tipler var ya, 
olay bu arkadaşlar :((

süt o süt.


Çarşamba, Şubat 8

"bu sabahların bir anlamı olmalı" mı olmamalı mı.

             Kişisel blog yazmak da çok pamuk gibi, salatalık kokusu gibi değil mi. Böyle rahat, freş, pamık gibi yumşacık. Çönki aklına dünyanın en saçma, en mantıksız, en "kimsenin sikinde olmayan" şeyleri de gelse istediğin gibi yazabiliyorsun. Haaa, tabi izleyeciler seni bir kalıba sokup, beklentilerini yükseltmiyorsa. Gerçi öyle olsa bile, o da benim pek umrumda olmuyor çünkü bu blog herhangi bir kalıba hiç bir zaman girmedi. Kafama göre yazıyorum, çiziyorum, saçmalıyorum, fotoğraf paylaşıyorum falanlar filanlar. Bu yazıyı yazarken de kafamda herhangi bir konu oluşturmadığım için yine bir pamuk, efendime söyleyeyim bir salatalık kokusu kadar rahatım.

           Bir de şey var, hunharca uyuyorum dostlarım. Yemin ederim hayatımın yarısı boşa geçiyor. 13-14 saat uyumak nedir? Hayır depresyona girmem de imkansız. Söz konusu insan benim yani. Depresyon benden bir arnavut ciğeri kadar uzak. Arnavut ciğerinden nefret ederim. E hal böyleyken de bu kadar uyumama makul bir neden bulamıyorum. Yorgun oluyorum desem, lan evde mal mal oturuyorum bütün gün.  Temel ihtiyaçlarımı karşılamaktan başka yaptığım tek şey köpeğimi sevmek.

          Haa bu arada, başlık ne alaka derseniz diye bir kaç minik açıklama yapacağım. Vega çıkıp "Bu sabahların bir anlamı olmalı" diyor ya. Bizim millet olarak sabahlara çok fazla anlam yüklediğimizi düşünmüyorum ben şahsen. Homur homur uykudan uyanınca sabahın köründe bir anlam arayan kaç insan var allaasen? Bizim bu sabahlardan beklentimiz daha düşük değil mi? Bence öyle. Düşük beklentiden kastımı da hepiniz biliyorsunuz.
                    "BEŞ DAKİKA DAHA UYUSAM!" 
          Demem o ki, bu sabahların bir anlamı olmalı mı olmamamlı mı orasını bilemem ama benim için herhangi bir anlamı olmasa da olur. 5 dakika daha verip çekilebilirsiniz.

Salı, Şubat 7

fotoblog olma yolunda emin adımlarla hebeley.

Renklerle oynayınca resmen iki farklı fotoğraf elde etmişim değğ mi? İvit.

Burda "sikerim" der gibi bakmıyor muyum? Çok özür dilerim ama. Yani. Özür dilerim ama öyle bakmışım.
:(



"Humm"

Bir de bu fotoğrafların hepsi "ya çekme bee ahaha hahay çekme, öfff, gitsene" derken çekildi. Gerçekten. 
Aaa inanmadı. 
Cidden lan.

Cuma, Şubat 3

Çizim


Bunu da Rasim'le beraber çizmiştik biz.
Kendisinin blogu da ŞU.
Çok güzel çizimleri var ilgilenen varsa bakar şeyeder.
Öyle işte. İyyakşanlar.

Perşembe, Şubat 2

i am a hırsız lan baya bildiğin hırsız :(

Ağğ. Aklıma bir şey geldi cınımlar. Dönemin başında yaşadığım bir olay ama anlatmak için geç sayılmaz ;) Asdşlkf şımarmadan konuya girecem. Gireceğim. Yavaş yavaş ciddileştim hissettirmeden. Neyse.

Şimdi ben süpersonik unutkan bir insan olduğum için, dönemin başında da USİS şifremi unutmuştum ve ders seçimi için o şifrenin muhakkak ve muhakkak bende bulunması gerekiyordu. Bu sorunu ortadan kaldırmak için de okulun Bilgi İşlem Merkez'ine gittim. Şifre almak için bir odaya girdim. Orada çalışan gençce bir adam benden mail adresi falan aldı işte. Yeni şifrem mailime gönderilecekmiş. Orada böyle bir takım kendince komik olduğunu düşündüğü espri falan yaptı. "GÜLMEDİM PİÇ." edasıyla bakışlar atarak, önüme uzattığı kağıda bir adet imza kondurdum, bana verdiği dandik kırmızı tükenmez kalemle.

Sonra odadan çıktım, fakülteden çıktım, kampüsten çıktım ve baktım ki o dandik kırmızı kalem elimde. E unutmuşum yine, çok normal bir şey benim için. Sonra götürürüm diye de çok fazla büyütmedim olayı. Adamın da büyütmeyeceğini düşünerek tabi ki.

Sonra ne oldu? Eve geldim. Maillerime bakıyordum, bizim okulda çalışan adamdan bir adet mail var. Açtım. Mail şu:

Durun maillerime bakayım oradaysa direkt caps alırım alksjldj.
Heh buldum. Şudur:


"Aldığınız kalemi" ?!
Alıp cebe attığınız kalemi diyecek utanmasa. Haliyle çok sinirlendim. Haksız mıyım ama lan? İnsan sizde kaldı, unuttunuz herhalde falan der.
Kaldı ki onu bile dememeli bence çünkü bildiğin dandik bir tükenmez kalem lan? Ayrıca özel bir durum için sen benim mail adresime kişisel bir mail atamazsın ki. Ben oraya otomatik olarak şifre mailime gelsin diye yazıyorum adresimi. Sen nasıl onu kullanıyorsun, üzerine bir de bana hırsız muamelesi yapıyorsun. Düdük.

Ben de bu düşüncelerimi gayet güzel bir dille anlattım kendisine. Yaptığı şeyin ve kullandığı üslubun da yanlış olduğunu beni kötü bir durumda bıraktığını söyledim. Beyefendi bir de bana trip atmış ya. Aslşwdelfj. Baya böyle attığı mailin sonunda "Neyse." yazıyordu. O nokta da oradaydı yani. "Neyse." "Herkes kullandığı kalemi yanında götürünce kalem önemli oluyor..." falan demiş. O maili okuyunca bana trip atan sevgilimle tartışıyor gibi hissettim ve o konuyu orada kapatmaya karar verdim, dedimse de inanmayın, bana iyice geldiler lan :((

Gittim kalemi götürdüm adama. Kuzey gibi "Al kalem, götüne sokarsın." deseydim müthiş bir iç huzur yaşayabilirdim ama benim gibi hassas, naif(!) bir insana bu tarz hareketler yakışmıyör.

Kuzey ne alaka derseniz diye:
Tısehe! Bence çok komik olm.

Salı, Ocak 31

Proje 1.

Merhabayn.
Madem yorucu bir dönemi geride bıraktık, hayatımdan kesitler bulunan cağnım blogumda bu döneme ait de bir fotoğraf albümü olsun dedim.

Bu fotoğraflar, dönem içinde ne denli yorulduğum-uz hakkında az çok ipucu verir diye düşünüyorum.
Ve, lütfen bize acımayın, üzülüyoz. :(


"Kıyamam lan" 


"Grafik notları açıklanmış koşuaaan!" 


"Ne yaptın da yoruldun düdük!"


"Okulda sabahlama1" 



"Berk, 24 yaşında, arkadaşları ona 'bölümü bitirmek için hala umudu var' diyor."


Adkjwehf sözün bittiği dil.


Kendisi benim aşkım oluyör.



"Rol yapma Argun." Evet ismi Argun. Küfür gibi.


"Kıyamam lan" 2.
Bir de Kuzguncuk yazacağına paftaya Kuzunguncuk yazdırmış salak farkettiniz mi askjdehf.


Adam alışık değil.


                              Miraç gece gece okuldan kovulmadan 5 dk önce.


Final teslimi yaklaşıyor.


Solidvoyid.


Tertipli insanlarız neticede.


Arada eğlenmedik değil.
Begüm tipini ısırırım! aslkjef


Ve teslimden sonraki mutluluk.


Bunlar ilk zamanlar.


Bunlar son zamanlar sanırım çünkü kafayı yemişik akjsh.


Ben hala gülümseyebiliyorum saat sabahın 4ü falan galiba burda.

Napıyon sen napıyon.

He Vahitcim hee akjdf

Buraya ben tanık olamadığım için çoüzgünüm :(

O gece keşke ben de orada olsaydım, terasta bulmuşlar cillop gibi sınıfı.
Ama ben über çalışkan olduğum için, o gece milletin yapmak için sabaha kadar uğraştığı maketi ben 3 hafta öncesinden yapmıştım zaten, eve gidip mışıl mışıl uyumuştum ;) akdhef
Ayrıca mışıl mışıl uyumamıştım tabi ki, gidip yine pafta yapmıştım :(

Biz kaçalım Enescim.

Sen var ya adamsın ağğğdam.

Onlar benim cınlırım.

Yeş.


Tipini yerim Derya kajhd

Bu koridor gerçekten gece tuvaletten çıkınca korkutabiliyor, gerçekten.

ÇALIŞ EKİN ÇALIŞ!

Bu şartlar altında çalışmasan da olur kıyamam aslkdj


Bunu yapmasam ölürdüm tabiğ.

Heydiheydiheydi'cim al canım ehahe.